Sitemizde aramak istediğiniz konuyu

BizdenOku - Hukuki Hayatımız

İçinden Karikatür Geçen Dava - 2 - Yer Gök Dava


İçinden Karikatür Geçen Dava - 2

Önce karakol, ardından ileriki tarihlerde dosyamızdan öğreniyoruz ki, ilçede bulunan Fikri Sinai Haklar Bürosu davanın uzlaştırmacıyla çözülmesi kuralı ile dosyayı uzlaştırmacıya göndermeye karar veriyor Uzlaştırmacı safhasını aktarmıştık. Uzlaştırmacıdan gelen tebligat sonrası yaşadıklarımızı kısmen dile getirmiştik. (Bakınız)
Uzlaştırmacı ve ardından medya yansımalarıyla karikatür telif fırtınasına tutulmamın gidişatını aktarmaya çalışıyorum.
Öncelikle yıllar yılı hemen hemen her yerde yayımlanan karikatürler birden bire nasıl patlak verdi. Ve her yayınlanan karikatürleri paylaşanlar nasıl telif mahkumu oldu.
Edindiğim bilgilere göre sözde karikatürist denilen şahısların bu işten para kazanma fikrini ortaya atan avukatları oluyor.
Karikatür çizeri olarak bir şekilde ünlenmiş kişi yaptığı karalamalarla Cumhurbaşkanına hakaret ediyor. Cumhurbaşkanı bu karikatür yüzünden dava açıyor ve kişi dava sonucunda Cumhurbaşkanına tazminat ödüyor.
Öte yandan bu linkte görebileceğiniz gibi dini değerlere hakaret içerikli çizimler yaparak bunların kamuoyunda tepki görmesine de neden oluyor. Dini değerlere hakaret eden karikatürler Turkcell'in "dergilik" adli mecrasında yayınlanınca ortalık ayağa kalkıyor
Çizer denilen şahsın tazminat ödemesinin sonucunda akıl hocaları bir telif furyasına girerek kaybettikleri paradan daha fazlasını, yasaları ve dosyaları inceleme lütfunda bulunmayan zatı muhteremlerin tembelliğinden faydalanarak davaları açmaya başlıyor.
Dava sürecine girmeden önce kendileri ulaşıyorsa oradan yoksa uzlaştırmacılar vasıtasıyla para istemeye başlıyor. Mahkemeden korkanlar hemen ödemeye geçiyor. Tarafımızla görüşen uzlaştırmacı avukatın 7 bin TL istediğini, vermezsem dava açacağını söylüyor. Emekli maaşı 12 bin TL olan bizden istenen 7 bin lira.. Yok, diyoruz. 
Bu arada medyadan öğrendiğimize göre baskınlar, tehditler, yakalamalar furya..
Bir önceki sayfada link olarak koyduğum insanbu. com sayfasını inceleyin. O sayfada yazılanları hemen hemen herkes yaşadı. Bunun büyük bir tuzak olduğu kamuoyuna yansıdı ancak Adalet Bakanlığı bu oyunu görmedi. Hatta insanbu. com site yöneticisi bu yasal soygunu, yasal dolandırıcılığı belgelerle savcılıklara bildirse de kimse dikkate almadı. Söz konusu Türkiye'de patlayan telif hakkı, fikri eserlerin haklı(!) talebi idi. 
Adalet Bakanlığı'nın sesiz kalması, savcıların dosyaları gerekli işlemi yapmadan yargılanmak üzere mahkemelere göndermesi hatta BAM'ın dahi inceleme lüzumu hissetmediği davalar şişirilmiş, asılsız suçlamalarla ve bilirkişilerin saçma raporlarıyla adeta paraların bu şebekeye akmasına neden oluyordu. Sadece paralar mı..?
Kapanan web siteleri, cezalandırılan içerik üreticileri, yıllara yayılan denetimli serbestlik cezaları binlerce kişinin yayım yapmasının önünde duvar dikiyordu.
Söz konusu ekip dava üstüne dava açıp binlerce mağdurun olmasına sebep oldu. Haklı mağdurlar haksız duruma düşürüldü. Binlerce lira Adaletin kestiği parmaklardan akarak bu ekibin kasasını doldurdu. Ödeyen herkesin ciğerini yakan bu durumdan dillere düşen sadece beddua oldu. Sadece mağdurlar mı beddua etti. Hayır. Mağdurları tanıyan, bu tuzağı öğrenen herkes "aldıkları para ciğerlerine yapışsın, gün yüzü görmesin, aldıkları kadar kan kussunlar, huzur yüzü görmesinler" şeklinde sayısız beddualar etti, etmeye de devam ediyor.
25 yılı aşkın emekle hazırlanmış, 16 milyon insanın bir şekilde faydalandığı tarafımıza ait site de cezalandırıldığından tarafımızca kapatılmak zorunda kalıyor. Çünkü, site 5 yıl denetimli serbestlikle cezalandırılıyor.. Bir anda her şey yok edilmişti.

********
Uzlaştırmaya "hayır" dedikten sonra, bizi dava eden avukatın bilgisine ulaşıyoruz. Adresi internette buluyor ve ofise gidiyoruz. İşhanı bekçisine talimat verilmiş. "Bizi arayan, karikatür davalarıyla ilgili gelen olursa büroya sokulmasın". Adama derdimizi anlatıyoruz. Adam farklı şirket ofislerinin bulunduğu iş hanının çaycısı ama hukuk bürosunun bekçisi gibi davranıyor. "Yasak hemşerim" diyor. "Bir telefon edeyim, buradan konuşalım" diyorum. Zor bela ikna ediyoruz.
Telefona çıkana sorunu, görüşmek istediğimizi belirtiyoruz. Görüşecek kimse yokmuş. Dışarıdalarmış. Ne zaman gelecekleri belli değilmiş. diyor, da diyor. Bu kez gelene kadar kapıda bekleyeceğimizi belirtiyoruz. Üç saatlik yoldan gelmişimiz. Nasıl boş boş geri döneriz.
Neyse..
5 - 10 dakika geçmemişti ki, bekçi/çaycının telefonu çaldı. 
Görüşmeyi kabul etmişler
Adının Figen olduğunu sonradan öğrendiğim avukat şahıstan aleyhimde yürütülen konunun ne odluğunu sordum. Süreci söyledim. Beni neden dava ettiniz. Uzlaştırmacı bilmiyormuş. Öğrenmeye geldim. 7 bin TL para istiyorsunuz. Bu benim emekli maaşımın yarısından çok. Ödeyemem dedim. 
Ödeyememe imkanım onların sorunu değilmiş. derken bir yandan beni neden suçlayacaklarının delilini göstermek için, çekmeceleri karıştırıyordu. 
Neyse çekmeceden eskimeye yüz tutmuş bir gazete çıkardı. Adı Penguen imiş. 
Bu başlıkta bir gazetenin varlığını ilk kez o an gördüm
Ben bu gazeteyi hiç görmedim ki, iddialarına göre o gazetede yer alan bir karikatürü sitemde yayımlamışım.
"Elinizdeki eski bir gazete, ilk defa gördüm ama ben almış olsam da internetten almışımdır. Böyle bir gazeteden nasıl alabilirim", dedim
Bir yandan da siteme koyduğum dava konusu ettikleri karikatürü arıyor.
Bulamadı.
Bulamayınca bu kez şahsıma ait web sitesinden alınmış görüntüde bulunan bir sayfada yer alan bir karikatür gösterdi. Karikatür üzerinde alt köşedeki karışık bir imzayı göstererek buradan izin almam gerektiğini, davanın süreceğini, istenilen uzlaşma rakamını kabul etmemi, aksi halde 27 Bin liraya varan cezaya mahkum olacağımı, müvekkilin davadan vaz geçtiğini, istenen 7 bin TL’nin kendi masrafları ve vekalet ücreti olduğunu dile getirdi. Bakın ben kronik kalp hastası, emekli, çalışmayan biriyim emekli maaşı ile geçiniyorum. Bir karikatür yüzünden beni mağdur etmeyin o parayı veremem deyince..
İyi o zaman mahkeme senden 70 -100 bin lira alır bize verir. O zaman pişman olma dedi. Bir de hapis cezası alırsın,. Hem tazminat ödersin, hem mahkeme masrafları hem de hapis yatarsın dedi.
ikna edemeyeceğimi anlayınca yanından çıkarken o da ne meşhur avukat yan ofiste oturmuyor mu ?
Artık benim gibi mağdur kaç kişi gelmişse, kimseyle görüşmek istemediklerini anladım. Kimseyi büroya sokmadıkları gibi davalık edecekleri belli tavırları ile oradan ayrıldım. 
*******
Ve bir gün gelen SMS ile hakkımızda dava açıldığını öğreniyoruz. Tarihler birbirini kovalarken aldığımız bir tebligat ve sms ile mahkemeye verildiğimizi öğrendik. Tebligatı aldık ama 40 yıldır aynı adreste oturan olarak postacının "tanınmıyor" diyerek tebligatı muhtara bırakmış olması da ayrı bir sıkıntı. Genelde çoğu postacının yaptığı gibi,  tebligatların dağıtılması yerine direk muhtara bırakılması o kadar olağan oldu ki, PTT Genel Müdürlüğüne yaptığımız şikayetlerden de hiç bir olumlu sonuç alamıyorduk. 
Tebligat elimize ulaşınca 65 yıllık sabıkasız hayatımızda sanık etiketi ile karşılaşmamız zorumuza gitmişti. Haklı bir neden olsa neyse de uydurulmuş suç için bu sıfatın verilmesi en ağır ceza idi.



40 Yıllık adreste oturan ve herkesçe tanınan biri olarak tanınmıyor diye muhtara bırakılan tebligat
Hukuk, Adalet, Mahkeme, Yargı, Avukatlar, Barolar