
5510 Sayılı Kanun’un 93. Maddesi gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri SGK hükümlerinin uygulanması sonucu alacakları devir ve temlik edilemez. Daha fazla bilgi almak için http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2006/06/20060616-1.htm linkini tıklayabilirsiniz.
Buraya kadar sorun yok. Hiç kimse emeklinin maaşına haciz koyamaz.. Yapmak istese de icra müdürü böyle bir talebi geri çevirir.
Bu işin bilinen kısmı.
Buraya kadar sorun yok. Hiç kimse emeklinin maaşına haciz koyamaz.. Yapmak istese de icra müdürü böyle bir talebi geri çevirir.
Bu işin bilinen kısmı.
Bir de bilhassa bankadan kredi alan emeklilerin bilmesi gereken bir başka konu var ki, kanun böyle dese de emeklinin maaşına haciz veya bloke konulacak bir durum da söz konusu. İşte burası emeklilerin hiç ama hiç istemediği bir durum ki, kendilerinin uyanık sanıp "maaşıma banka haciz koyamaz" deyip kredi çekmek için banka kapılarını aşındıranları biraz bilgilendirelim.
Her ne kadar kredi almak için bankaya koşan emekliler, maaşıma haciz koyamazlar diye düşünse de bunun her emekli için geçerli olmayacağını belirtelim. İlk önce belirtelim ki, emekli maaşlarına haciz konulamaz. Doğrudur. Ancak, SGK koyar. İcra dairesi tarafından "rıza alınmış" ise konulur. Nafaka ödüyorsa haciz konulup, maaşından kesinti yapılır. Memur emeklisinin maaşına da her halükarda haciz işlemi uygulanır.Biraz daha açalım.
08/05/2008- 26870 sayılı Resmî Gazete yayınlanan 5754 nolu “SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN” daki ifadeye göre;
MADDE 56 – 5510 sayılı Kanunun 93 üncü maddesinin başlığı “Devir, temlik, haciz ve Kurum alacaklarında zamanaşımı” şeklinde, birinci ve ikinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Bu Kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu Kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler; 88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez.” denilmektedir.
5510 sayılı Kanun’un 93. maddesi, 5838 sayılı Kanun’la 28.02.2009 tarihinden itibaren değiştirildikten sonra, emekli aylıklarına haciz konulması uygulaması da değiştirildi.
5510 sayılı Kanun’un 93. maddesinin ilgili fıkrası 28.02.2009’dan itibaren 5838 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten sonra; “Bu Kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu Kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler; 88. maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez. Bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir.” şeklini almıştır.
Madde metninde yapılan bu değişiklik, emekli aylıklarına haciz konulması konusunda bir milat ve dönüm noktası olmuştur. Yapılan bu değişiklikle birlikte, 1 Ekim 2008’den önceki Bağ-Kur, SSK ve Emekli Sandığı’ndan alınan emekli aylıklarına haciz konulması konusunda yapılan uygulamalar sona erdiği gibi, 5510 sayılı Kanun’un yürürlük tarihi olan 1 Ekim 2008 tarihinden 28.02.2009 tarihine kadar emekli aylıklarına hacizle ilgili yapılan uygulamalar da sona ermiştir.
28.02.2009 tarihinden sonra, emekli aylığı, gelir ve ödeneklere, borçlu olan kişilerin (emekli aylığı, gelir ve ödenek alanların) muvafakati (rızası) olmadan haciz konulamayacaktır. Kanun metninde yapılan bu son değişiklikten sonra, alacaklı vekili, borçlu olan emekli kişinin emekli aylık, gelir ve ödeneğine haciz koydurmak için icra müdürlüğüne başvurduğunda, icra müdürlüğü söz konusu bu talepleri işin başından reddetmektedirler. 28.02.2009 tarihinden sonra emekli aylığı, gelir ve ödeneklerine haciz konulması talepleri artık alacaklı kişilerin tek taraflı talepleriyle yapılmamaktadır. Borçlu olan kişi icra müdürlüğüne gelip muvafakat verirse emekli aylık, gelir ve ödeneklerine o zaman haciz işlemi yapılmaktadır.
Şimdi 28.02.2009’dan sonra emekli aylıklarına haciz işlemiyle ilgili yapılan uygulamayı bir örnekle açıklayalım.
ÖRNEK: Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan (SGK) emekli aylığı alan Bay A, alacaklılarına karşı borçlarını ödeyemeyince, alacaklı vekili tarafından B ili icra Müdürlüğü’ne Bay A’nın emekli aylığına haciz konulması için talepte bulunulmuştur. 5510 sayılı Kanun’un 93. maddesinde 28.02.2009 tarihinden geçerli olmak üzere yapılan değişikliğin gereği olarak, alacaklı vekilinin ilgili icra müdürlüğüne yapmış olduğu bu talebin reddedilmesi gerekmektedir. Çünkü, 5510 sayılı Kanun’da 5838 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten sonra, icra müdürlüklerinin emekli aylık, gelir ve ödeneklere yönelik haciz konulması talebini borçlunun (emekli aylık, gelir ve ödenek alanların) rızası yoksa, baştan ve re’sen (kendiliğinden) reddetmesi gerekmektedir.
Eğer emekli aylığına haciz konulmasına borçlu olan Bay A’nın da muvafakati varsa ve Bay A ilgili icra müdürlüğüne alacaklı ya da alacaklı vekili ile birlikte gidip muvafakat verirse, emekli aylığına haciz konulması işlemi ilgili icra müdürlüğü tarafından başlatılacaktır.
Muvafakat halinde 6183 sayılı Kanunun 71 inci maddesinde emekli maaşlarının en çok 1/3 en az 1/4 oranında haciz edileceği öngörülmektedir.
5510 sayılı Kanun’un 93. maddesinde 5838 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten sonra, emekli aylığı, gelir ve ödenek alanlara kendilerinden habersiz ve bilgileri olmadan icra müdürlükleri tarafından haciz konulması uygulaması kaldırılarak, bu konuda vatandaşın emekli aylığının haczedilemeyeceği hükmü, daha güvenilir ve yasanın amacına uygun bir hale kavuşmuştur.
SSK ve BAĞKUR emeklilerinin maaşlarına konan hacizler, borçluların o İcra Dairesinin bağlı olduğu İcra Hukuk Mahkemesine Verecekleri İtiraz dilekçesi ile emekli maaşları üzerine konan haciz kaldırılmaktadır
Eğer maaş blokesi İcra müdürlüğü vasıtasıyla değil de kurumun kendi dilekçesi üzerinden yapılmışsa emekli maaşına bloke koyan kuruma, burada Vergi Dairesi, hitaben blokenin kaldırılması yolunda dilekçe yazılır.
Vergi borcundan dolayı emekli maaşına haciz konulan mükellef, vergi dairesinin icra servisine dilekçeyle başvurarak maaşı üzerindeki haczin kaldırılmasını talep edebilir. Dava açılmasına lüzum kalmayacaktır. Dayanak SSK m. 93
Vergi dairesi bu dilekçeye rağmen emekli maaşının blokesini kaldırmadığı zaman Vergi Mahkemesinde dava açılır.
08/05/2008- 26870 sayılı Resmî Gazete yayınlanan 5754 nolu “SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN” daki ifadeye göre;
MADDE 56 – 5510 sayılı Kanunun 93 üncü maddesinin başlığı “Devir, temlik, haciz ve Kurum alacaklarında zamanaşımı” şeklinde, birinci ve ikinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Bu Kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu Kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler; 88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez.” denilmektedir.
5510 sayılı Kanun’un 93. maddesi, 5838 sayılı Kanun’la 28.02.2009 tarihinden itibaren değiştirildikten sonra, emekli aylıklarına haciz konulması uygulaması da değiştirildi.
5510 sayılı Kanun’un 93. maddesinin ilgili fıkrası 28.02.2009’dan itibaren 5838 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten sonra; “Bu Kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu Kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler; 88. maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez. Bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir.” şeklini almıştır.
Madde metninde yapılan bu değişiklik, emekli aylıklarına haciz konulması konusunda bir milat ve dönüm noktası olmuştur. Yapılan bu değişiklikle birlikte, 1 Ekim 2008’den önceki Bağ-Kur, SSK ve Emekli Sandığı’ndan alınan emekli aylıklarına haciz konulması konusunda yapılan uygulamalar sona erdiği gibi, 5510 sayılı Kanun’un yürürlük tarihi olan 1 Ekim 2008 tarihinden 28.02.2009 tarihine kadar emekli aylıklarına hacizle ilgili yapılan uygulamalar da sona ermiştir.
28.02.2009 tarihinden sonra, emekli aylığı, gelir ve ödeneklere, borçlu olan kişilerin (emekli aylığı, gelir ve ödenek alanların) muvafakati (rızası) olmadan haciz konulamayacaktır. Kanun metninde yapılan bu son değişiklikten sonra, alacaklı vekili, borçlu olan emekli kişinin emekli aylık, gelir ve ödeneğine haciz koydurmak için icra müdürlüğüne başvurduğunda, icra müdürlüğü söz konusu bu talepleri işin başından reddetmektedirler. 28.02.2009 tarihinden sonra emekli aylığı, gelir ve ödeneklerine haciz konulması talepleri artık alacaklı kişilerin tek taraflı talepleriyle yapılmamaktadır. Borçlu olan kişi icra müdürlüğüne gelip muvafakat verirse emekli aylık, gelir ve ödeneklerine o zaman haciz işlemi yapılmaktadır.
Şimdi 28.02.2009’dan sonra emekli aylıklarına haciz işlemiyle ilgili yapılan uygulamayı bir örnekle açıklayalım.
ÖRNEK: Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan (SGK) emekli aylığı alan Bay A, alacaklılarına karşı borçlarını ödeyemeyince, alacaklı vekili tarafından B ili icra Müdürlüğü’ne Bay A’nın emekli aylığına haciz konulması için talepte bulunulmuştur. 5510 sayılı Kanun’un 93. maddesinde 28.02.2009 tarihinden geçerli olmak üzere yapılan değişikliğin gereği olarak, alacaklı vekilinin ilgili icra müdürlüğüne yapmış olduğu bu talebin reddedilmesi gerekmektedir. Çünkü, 5510 sayılı Kanun’da 5838 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten sonra, icra müdürlüklerinin emekli aylık, gelir ve ödeneklere yönelik haciz konulması talebini borçlunun (emekli aylık, gelir ve ödenek alanların) rızası yoksa, baştan ve re’sen (kendiliğinden) reddetmesi gerekmektedir.
Eğer emekli aylığına haciz konulmasına borçlu olan Bay A’nın da muvafakati varsa ve Bay A ilgili icra müdürlüğüne alacaklı ya da alacaklı vekili ile birlikte gidip muvafakat verirse, emekli aylığına haciz konulması işlemi ilgili icra müdürlüğü tarafından başlatılacaktır.
Muvafakat halinde 6183 sayılı Kanunun 71 inci maddesinde emekli maaşlarının en çok 1/3 en az 1/4 oranında haciz edileceği öngörülmektedir.
5510 sayılı Kanun’un 93. maddesinde 5838 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten sonra, emekli aylığı, gelir ve ödenek alanlara kendilerinden habersiz ve bilgileri olmadan icra müdürlükleri tarafından haciz konulması uygulaması kaldırılarak, bu konuda vatandaşın emekli aylığının haczedilemeyeceği hükmü, daha güvenilir ve yasanın amacına uygun bir hale kavuşmuştur.
SSK ve BAĞKUR emeklilerinin maaşlarına konan hacizler, borçluların o İcra Dairesinin bağlı olduğu İcra Hukuk Mahkemesine Verecekleri İtiraz dilekçesi ile emekli maaşları üzerine konan haciz kaldırılmaktadır
Eğer maaş blokesi İcra müdürlüğü vasıtasıyla değil de kurumun kendi dilekçesi üzerinden yapılmışsa emekli maaşına bloke koyan kuruma, burada Vergi Dairesi, hitaben blokenin kaldırılması yolunda dilekçe yazılır.
Vergi borcundan dolayı emekli maaşına haciz konulan mükellef, vergi dairesinin icra servisine dilekçeyle başvurarak maaşı üzerindeki haczin kaldırılmasını talep edebilir. Dava açılmasına lüzum kalmayacaktır. Dayanak SSK m. 93
Vergi dairesi bu dilekçeye rağmen emekli maaşının blokesini kaldırmadığı zaman Vergi Mahkemesinde dava açılır.
Emekli maaşına haciz uygulama hakkı, sadece Sosyal Güvenlik Kurumuna verilmiştir. Sigortalıların ya da emeklilerin birikmiş prim borcu bulunduğu zaman, alınacak emekli maaşına belirli tutarda haciz yansıtılmaktadır.
Memur Emeklisi Hariç
Memur emeklilerinde durum biraz daha farklıdır. Memur emeklileri 5434 sayılı Kanun'a tabi olduklarından mevzuatlarında emekli maaşlarının haciz edilemeyeceğine dair bir hüküm bulunmadığından, memur emeklilerin maaşlarına haciz konulabilmektedir.
Dolayısıyla devlet memuru emekliliği dışındaki emeklilerden yani SSK, Bağ-Kur, Banka ve Borsa sandıklarından emekli olanların maaşına rızası olmazsa haciz konulamaz iken devlet memuru emeklisi olanların rızası olmasa dahi icra müdürlükleri tarafından alınmış bir haciz kararı var ise maaşlarına haciz konulabilmektedir.
Memur Emeklisi Hariç
Memur emeklilerinde durum biraz daha farklıdır. Memur emeklileri 5434 sayılı Kanun'a tabi olduklarından mevzuatlarında emekli maaşlarının haciz edilemeyeceğine dair bir hüküm bulunmadığından, memur emeklilerin maaşlarına haciz konulabilmektedir.
Dolayısıyla devlet memuru emekliliği dışındaki emeklilerden yani SSK, Bağ-Kur, Banka ve Borsa sandıklarından emekli olanların maaşına rızası olmazsa haciz konulamaz iken devlet memuru emeklisi olanların rızası olmasa dahi icra müdürlükleri tarafından alınmış bir haciz kararı var ise maaşlarına haciz konulabilmektedir.
Banka Hangi Hallerde Haciz Koyar?
Banka emekli maaşına haciz koyabiliyor. Sözleşme gereği borçlu olan emekli izin vermiş oluyor. Yargıtay bu durumda genelde bankayı haklı bulunuyor. Bu nedenle sözleşmeleri okumadan imza atılmamalıdır. Emekli aylığı alanlar banka kredisi talep ederken, Sosyal Güvenlik Kurumundan olan alacaklarını teminat ve rehin olarak göstermekte, kullanmış oldukları krediyi ödememeleri halinde de, emekli maaşlarına banka tarafından bloke (el ) konmaktadır. Sözleşmeyi baz alan bankalar, maaşı haczetme hakkına sözleşmeyle sahip olduklarını ve emeklinin bu noktada rızası olduğunu belirtebiliyorlar. Bu sebeple, kredi alırken imzalanan sözleşmeleri dikkatlice okumak ve içeriğinden emin olmaksızın imzalamamak gerekiyor.
İşte Yargıtay Kararı,
‘’….. davacının bankadan aldığı kredi borcunu sözleşme şartlarına uygun olarak ödememesi halinde sözleşme gereğince kullandırılan kredinin teminatı olarak maaşından kesinti yapılmasını kabul etmesi ve diğer teminat öngören hükümlerin sözleşmeye konulmasına rıza göstermesinin haksız şart olarak kabulü de mümkün değildir. Zira davacı yürürlükteki bu yasaları bilerek sözleşmenin her sayfasını ayrı ayrı imzalamış olup, serbest iradesi ile sözleşme şartlarına uygun olarak kredi borcu taksitlerinin bankadan aldığı maaşından kesilmesi için talimat verdiğine göre artık sözleşmenin söz konusu hükmünün müzakere edilerek kararlaştırılmadığı söylenemez.
Ayrıca bankanın yaptığı işlemin sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerin dürüstlük kuralına aykırı düşecek şekilde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olduğu kabul edilemez. Davacının bankadan kullandığı kredi borcunu sözleşme şartlarına uygun olarak ödemesi zorunludur. Davacının taksitlerin maaşından ödenmesini ihtirazı kayıtsız kabul edip daha sonra dava açıp kesinti bedelini geri istemesi hakkın kötüye kullanılması olup, iyiniyet kurallarıyla bağdaşmaz(Türk Medeni Kanunu m.2).
Tüketici haklı bir sebep olmadan sözleşmeyi tek taraflı feshedemez, ifası yapılmış bedellerin iadesini isteyemez, bu şekilde edimin tek taraflı geri istenmesi de hukuken himaye göremez. Aksi halde, kredi isteyen kişinin mali durumu ve maaş gelirine göre borcunun ödenebileceği güvencesiyle kredi veren bankanın alacağının imkânsızlaşması, kötü niyetli bir kredi borçlusunun borcunu hiç ödememesi gibi bir sonuç doğacaktır.
Hal böyle olunca, (yerel) mahkemece uyuşmazlığın sözleşmeye bağlılık, ahde vefa ilkesi ve tarafları bağlayan sözleşme hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerekirken (yerel mahkemece) yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir (Y.13.HD. 5.4.2017, 2017/1528-4002).’’
Özetle, Emekli, dul ve yetim aylığı alanların, banka kredisi kullanırken dikkatli olmalarında yarar var. Çünkü, ödenmeyen kredi nedeniyle bankanın, emekli, dul ve yetim maaşlarını bloke etme ve kesinti yapma hakkı var.
Banka emekli maaşına haciz koyabiliyor. Sözleşme gereği borçlu olan emekli izin vermiş oluyor. Yargıtay bu durumda genelde bankayı haklı bulunuyor. Bu nedenle sözleşmeleri okumadan imza atılmamalıdır. Emekli aylığı alanlar banka kredisi talep ederken, Sosyal Güvenlik Kurumundan olan alacaklarını teminat ve rehin olarak göstermekte, kullanmış oldukları krediyi ödememeleri halinde de, emekli maaşlarına banka tarafından bloke (el ) konmaktadır. Sözleşmeyi baz alan bankalar, maaşı haczetme hakkına sözleşmeyle sahip olduklarını ve emeklinin bu noktada rızası olduğunu belirtebiliyorlar. Bu sebeple, kredi alırken imzalanan sözleşmeleri dikkatlice okumak ve içeriğinden emin olmaksızın imzalamamak gerekiyor.
İşte Yargıtay Kararı,
‘’….. davacının bankadan aldığı kredi borcunu sözleşme şartlarına uygun olarak ödememesi halinde sözleşme gereğince kullandırılan kredinin teminatı olarak maaşından kesinti yapılmasını kabul etmesi ve diğer teminat öngören hükümlerin sözleşmeye konulmasına rıza göstermesinin haksız şart olarak kabulü de mümkün değildir. Zira davacı yürürlükteki bu yasaları bilerek sözleşmenin her sayfasını ayrı ayrı imzalamış olup, serbest iradesi ile sözleşme şartlarına uygun olarak kredi borcu taksitlerinin bankadan aldığı maaşından kesilmesi için talimat verdiğine göre artık sözleşmenin söz konusu hükmünün müzakere edilerek kararlaştırılmadığı söylenemez.
Ayrıca bankanın yaptığı işlemin sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerin dürüstlük kuralına aykırı düşecek şekilde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olduğu kabul edilemez. Davacının bankadan kullandığı kredi borcunu sözleşme şartlarına uygun olarak ödemesi zorunludur. Davacının taksitlerin maaşından ödenmesini ihtirazı kayıtsız kabul edip daha sonra dava açıp kesinti bedelini geri istemesi hakkın kötüye kullanılması olup, iyiniyet kurallarıyla bağdaşmaz(Türk Medeni Kanunu m.2).
Tüketici haklı bir sebep olmadan sözleşmeyi tek taraflı feshedemez, ifası yapılmış bedellerin iadesini isteyemez, bu şekilde edimin tek taraflı geri istenmesi de hukuken himaye göremez. Aksi halde, kredi isteyen kişinin mali durumu ve maaş gelirine göre borcunun ödenebileceği güvencesiyle kredi veren bankanın alacağının imkânsızlaşması, kötü niyetli bir kredi borçlusunun borcunu hiç ödememesi gibi bir sonuç doğacaktır.
Hal böyle olunca, (yerel) mahkemece uyuşmazlığın sözleşmeye bağlılık, ahde vefa ilkesi ve tarafları bağlayan sözleşme hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerekirken (yerel mahkemece) yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir (Y.13.HD. 5.4.2017, 2017/1528-4002).’’
Özetle, Emekli, dul ve yetim aylığı alanların, banka kredisi kullanırken dikkatli olmalarında yarar var. Çünkü, ödenmeyen kredi nedeniyle bankanın, emekli, dul ve yetim maaşlarını bloke etme ve kesinti yapma hakkı var.
SGK'da isterse Haciz Koyar.
SGK kendi alacağı için emekli maaşına haciz koyabilir mi?’ 5510 Sayılı kanunun 88’inci maddesine göre, SGK’nın emekliden prim ya da Sosyal Güvenlik Destek Primi (SGDK) gibi alacağı varsa, emekli maaşına dörtte birine haciz konulabiliyor. Yani emekli maaşına haciz oranı yüzde 25’tir. Konulan haciz miktarı ise emekli maaşının yüzde 25’inden fazla olmamaktadır.
SGK kendi alacağı için emekli maaşına haciz koyabilir mi?’ 5510 Sayılı kanunun 88’inci maddesine göre, SGK’nın emekliden prim ya da Sosyal Güvenlik Destek Primi (SGDK) gibi alacağı varsa, emekli maaşına dörtte birine haciz konulabiliyor. Yani emekli maaşına haciz oranı yüzde 25’tir. Konulan haciz miktarı ise emekli maaşının yüzde 25’inden fazla olmamaktadır.
Nafaka Borcu Olan Emeklinin Maaşına Haciz Konulabilir
Emeklinin nafaka borcuna da haciz konulabiliyor. Emekli kişinin ‘’maaşımdan kesilebilir’’ gibi bir onay vermesi durumunda da emekli maaşına haciz gelebilmektedir. Kısacası, yukarıda sayılan durumlar ve nafaka borçları dışında emekli maaşları haczedilemiyor.
Emeklinin nafaka borcuna da haciz konulabiliyor. Emekli kişinin ‘’maaşımdan kesilebilir’’ gibi bir onay vermesi durumunda da emekli maaşına haciz gelebilmektedir. Kısacası, yukarıda sayılan durumlar ve nafaka borçları dışında emekli maaşları haczedilemiyor.
Memur Emeklisinin Maaşına Haciz Gelebilir
5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu’nda emekli maaşlarının haciz edilemeyeceğine dair bir hüküm bulunmadığından, memur emeklilerin maaşlarına haciz konulabilir.
5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu’nda emekli maaşlarının haciz edilemeyeceğine dair bir hüküm bulunmadığından, memur emeklilerin maaşlarına haciz konulabilir.
Devlet kurumuna borçlu olmanız (vergi borcu, idari para cezası gibi...) ve bu borcun icra takibine düşmesi sonucunda aylığınıza 1/4 oranında (yüzde 25) kesinti uygulanır.
Muayene ücretleri, reçete ve ilaç katılım payları maaşınızdan kesilir. Muayene katılım paylarını e-Devlet'ten sorgulayabilirsiniz.
Dernek aidatları nedeniyle de maaşta eksilmeler olabilir. Dernek aidatları yılda bir kez ve şubat ayında kesiliyor.
E-Devlet'ten Kesintilerini Sorgula
E-Devlet sistemine T.C. kimlik numaranız ve şifreniz ile giriş yaptıysanız 'Arama' kısmına 'emekli aylığı kesintileri' yazmanız yeterli. Buradan ilgili ay ve yıl seçilerek geçmiş ay kesintileri de görülebiliyor. Ayrıca 4A, 4B, 4C muayene katılım payını sorgulamak isterseniz; giriş yaptığınız sayfadaki 4A/4B/4C Muayene Katılım Payı Sorgulama sekmesini kullanabilirsiniz.
Banka Emekli Maaşına Bilmeden Haciz Koyarsa
E-Devlet sistemine T.C. kimlik numaranız ve şifreniz ile giriş yaptıysanız 'Arama' kısmına 'emekli aylığı kesintileri' yazmanız yeterli. Buradan ilgili ay ve yıl seçilerek geçmiş ay kesintileri de görülebiliyor. Ayrıca 4A, 4B, 4C muayene katılım payını sorgulamak isterseniz; giriş yaptığınız sayfadaki 4A/4B/4C Muayene Katılım Payı Sorgulama sekmesini kullanabilirsiniz.
Banka Emekli Maaşına Bilmeden Haciz Koyarsa
Hayatın olağan akışı içerisinde, borçlunun emekli maaşı hesabı olup olmadığı bilinemeyen mevduat hesaplarına haciz ihbarnamesi (89/1) göndermek suretiyle emekli maaşlarına haciz konulduğu bilinmektedir..Her ne kadar, kanuna aykırı da olsa emekli maaşına haciz konulmuş olabiliyor. Bu durumda, İcra Hukuk Mahkemesi’ne şikayet yoluyla başvurularak, haczin kaldırılması talep edilmelidir. Emekli maaşından ne kadar kesinti yapılmış ise yapılmış olan kesintilerin iadesi ise ancak belli şartların varlığı halinde istirdat davası açılması ile mümkündür.
BANKANIN KREDİ BORCUNA MAHSUBEN EMEKLİ MAAŞINA BLOKE KOYABİLECEĞİ
YARGITAY 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/7196
KARAR NO : 2016/12943
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, SGK dan emekli maaşı aldığını, maaşının davalı banka hesabına yatırıldığını, davalı bankadan tüketici kredisi kullandığını, kullanılan kredi nedeniyle emekli maaşının tümüne bloke konularak, kredinin tahsil edildiğini, bankaya gönderdiği yazı ile yapılan kesintiye muvafakat etmediğini bildirdiğini, yapılan işlemin haksız olduğunu ileri sürerek maaş hesabına konulan blokenin kaldırılarak maaş hesabından kesilen 4.000,00 TL.'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafça temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında imzalanan kredi sözleşmesine ek rehin sözleşmesi ve taahhütname ile virman-takas mahsup talimatı gereği davacının davalı bankadan kullandığı kredinin teminatı olarak banka nezdinde bulunan tüm alacakları, mevduat ve bloke hesapları üzerinde hapis, mahsup ve takas etme yetkisini davalı bankaya verdiği açıktır. Banka bu yetkiyi davacının borcunu sözleşme şartlarına uygun olarak ödemediği takdirde kullanacaktır. Davacının bankadan aldığı kredi borcunu sözleşme şartlarına uygun olarak ödemesi gerekir. Ödememesi halinde kredi borcunun teminatı olarak bankaya sözleşmenin ilgili maddeleri gereğince yetki vermesinin haksız şart olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Zira davacı sözleşmenin her sayfasını ayrı ayrı imzalamış olup, serbest iradesi ile sözleşme şartlarına uygun olarak kredi borcu taksitlerinin bankadan aldığı maaşdan ödenmesi için otomatik ödeme talimatı verdiğine göre artık sözleşmenin söz konusu hükmünün müzakere edilerek kararlaştırılmadığı söylenemez. Aksinin kabulü halinde; kredi isteyen kişinin mali durumu ve maaş gelirine göre borcunun ödenebileceği güvencesiyle kredi veren bankanın alacağının imkansızlaşması, kötü niyetli bir kredi borçlusunun borcunu hiç ödememesi gibi bir sonuç doğacaktır. Bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken davalı bankadan kredi alabilmek için davacının serbest iradesi ile kabul edip onayladığı söz konusu sözleşme hükmünün haksız şart olarak nitelendirilip, yanlış değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 11/05/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Davacı, SGK dan emekli maaşı aldığını, maaşının davalı banka hesabına yatırıldığını, davalı bankadan tüketici kredisi kullandığını, kullanılan kredi nedeniyle emekli maaşının tümüne bloke konularak, kredinin tahsil edildiğini, bankaya gönderdiği yazı ile yapılan kesintiye muvafakat etmediğini bildirdiğini, yapılan işlemin haksız olduğunu ileri sürerek maaş hesabına konulan blokenin kaldırılarak maaş hesabından kesilen 4.000,00 TL.'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafça temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında imzalanan kredi sözleşmesine ek rehin sözleşmesi ve taahhütname ile virman-takas mahsup talimatı gereği davacının davalı bankadan kullandığı kredinin teminatı olarak banka nezdinde bulunan tüm alacakları, mevduat ve bloke hesapları üzerinde hapis, mahsup ve takas etme yetkisini davalı bankaya verdiği açıktır. Banka bu yetkiyi davacının borcunu sözleşme şartlarına uygun olarak ödemediği takdirde kullanacaktır. Davacının bankadan aldığı kredi borcunu sözleşme şartlarına uygun olarak ödemesi gerekir. Ödememesi halinde kredi borcunun teminatı olarak bankaya sözleşmenin ilgili maddeleri gereğince yetki vermesinin haksız şart olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Zira davacı sözleşmenin her sayfasını ayrı ayrı imzalamış olup, serbest iradesi ile sözleşme şartlarına uygun olarak kredi borcu taksitlerinin bankadan aldığı maaşdan ödenmesi için otomatik ödeme talimatı verdiğine göre artık sözleşmenin söz konusu hükmünün müzakere edilerek kararlaştırılmadığı söylenemez. Aksinin kabulü halinde; kredi isteyen kişinin mali durumu ve maaş gelirine göre borcunun ödenebileceği güvencesiyle kredi veren bankanın alacağının imkansızlaşması, kötü niyetli bir kredi borçlusunun borcunu hiç ödememesi gibi bir sonuç doğacaktır. Bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken davalı bankadan kredi alabilmek için davacının serbest iradesi ile kabul edip onayladığı söz konusu sözleşme hükmünün haksız şart olarak nitelendirilip, yanlış değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 11/05/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Sosyal Bağlantılar